13 Eylül 2011 Salı

Yaşa Pazartesi...


Tam tekmil ev hanımı değilim, anne üzerine yüklenilen, zamanında suyu annesinden isteyen, Allah beni ne yapsa yeridir tarzı tembel adamın tekiyim...
Tembellikten ziyade bilmediğimden...
Örneğin mesela misal temizlik yapıyorum, bağ bağışlıyorum sanki annemden onay alacağım, aferin benim kızıma diyecek ya, anne çok yoruldum temizlikten çıktım, sanırsın bütün apartmanı temizlemişim, annem bilir ya malını, şurayı temizledin mi? aaaaaa orası da mı temizlenecek, buraya el attın mı, hııı orada mı vardı...
Öyle bir yaratıcılığım yok, evin neresinin temizleneceğine dair dahiyane fikirlerim yok...
Mutfakta da öyle aman aman bir numara yok...
Bu hafta domates yapayım şeklinde bir heves geldi bana...
On beş kilo domatesi sardım başıma...
O hafta sonu da misafirim var, iki çocuk bir ben, onlara mutfaktan çığırın sürekli, birbirinize yapmayın öyle, güzel durun, aşağıda komşu var, bir yandan domatesleri blendırdan geçir, poşetlere koy, sonra onları nereye tıkacağını dert et...
Ha bir de domates kabuğu hadisesi var, aman sen on beş kilonun kabuğundan bir domates sosu ol...
Efendim domatesin kabuklarını blendirdan geçiriyorsunuz iyice, sonra tel süzgeçten geçiriyorsunuz, şahane kıvamlı sos oluyor size...
On beş kilo domatesin kabuklarından 1,5 litreye yakın da sos meydana geliyor...
Sizin de bizim de yaptıklarımızı sağlıkla yedirmek nasip etsin Allah....
Öyle ya yap et yemeye kalınmalınabilir...
Hafta sonu ayaklarımın altından ateşler çıktı, ben de her normal kadının yaptığı şeyleri yapıp da mesele yapıyorum bir de bu kadar ağıtlara oturuyorum...
Anneme desem şimdi bıyık altından güler eee ne var ev hanımlığı kolay mı Funda Hanım diye...
Hatta geçende annemle mevzusu oldu, anne karnıyarığı fırında yapıyorlarmış önceden kızartmadan diye...
Öylesi olmaz dedi, uğraşacaksın, iyi yemek emek ister diye de bir veciz attı ortaya...
Öyle böyle işte, 29 una kadar her işi anandan beklersen, sonra da sonradan olma ev hanımı olursun, üzerine kıytırık iki iş yaptıktan sonra iş yaptım diye ortalarda dolanırsın...
Ne hafta başı, ne sendromu yaşa sen pazartesi...



8 yorum:

Deli Anne dedi ki...

Hahaha.. bu ev hanımı ne hanımlık ya.. günlerdie bu mevzudan tiksinti bastı beni:)

Nehir İda dedi ki...

Ben de ne yapsam annemi hislendiriyormuşum gibi geliyor:) Benden beklenmeyecek türde de hamaratımdır üstelik yeter ki canım istesin:)

Evin dedi ki...

Sos kısmından sonra okuyamadım pek gerisini; ac kapıyı ben sosları yemeye geliyorum tatlım ;)
Bu arada, bence de fırında olmasın karnıyarık :) öptüm hepiniziiii

tatesal dedi ki...

Canım kendini küçümseme lütfen...bal gibide misler gibide ev hanımısın işte,harika bir anne,mükemmel bir iş kadını,delikanlı kadınsın,kısaca seni seviyorum Fundacan.....

Anne İş'te dedi ki...

afiyetle yiyin inşallahh Funda'cım,ellerine sağlık.Bir de şimdinin annelerinin de yeni merakları var;günceli takip edeyim,kitap okuyayım,sinemaya gideyim,konsere gideyim,uzar giderrr Ha nasıl unuturum;anneler de blog tutsun bakalım? Kolay mı blog tutmak,kıvamını tutturmak,lapa yapmadan dibini yakmadan tane tane cümleleri dizmek:)))

Sizi çalışkan karıncalar ben hala ağustos böceğiyim:)

Zeugma dedi ki...

Bu postunu okumuştum ve dün 5 kg domatese aynısını uygulayıp derin dondurucuya attım.
Sahi, o kabuklar nasıl da salçaya dönüştü öyle :)
Blogdaşlık böyle de güzel bir şey işte. Kışın kestaneler benden püreler senden ;)

Teşekkürler efenim..

Funda dedi ki...

Deli anne iyi birşey mi dedin kötü mü bilemedim :)

Ebrucum yeter ki isteyeyim bitmiştir diyorsun ha :)

Evinim kırmızı halıysa istediğiniz ailecek sererim gelin yeter :)

Tülinim ben de seni seviyorum :)

Dijlem ağustos böcüüüm severim seni :)

Zeugmacım o senin kestane tarifin benim feleğimi şaşırttı sağlam iki kilom vardı sırf onlar yüzünden bir ara akşam yemeğini kesip kestaneye yüklendim epey bir süre :) kış geliyor ama yine de :)

Ecehan dedi ki...

Kabuk kısmına takıldım, söylemeden geçemedim; sebze ve meyvelere verilen kimyasalların çok büyük bir kısmı kabukta depolandığından...Hem doktor hem de gıda mühendisi arkadaşlarından aldığım öneriyle...kabukları kullanmaktan ben vazgeçtim, belki yararlı bir not olur. selamlar