1 Aralık 2018 Cumartesi

Ne Analiz Ama..?

          Blogu burnunda tüter mi insanın? Tütüyormuş da cidden özlüyormuş yazmayı, neler vardı gün içinde kafamda, kendi kendime aldım verdim, doldurdum boşalttım, üzerine yorumladım neyse ne yazayım dedim, aman çok özele girmeyeyim kapalıdan yazayım dedim, dedim de  bakalım parmaklar nerelere götürecek...
          Hani "Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?" diyor ya Şems, başta başın dara düştüğünde, dilini dışarı çıkartmak suretiyle yüzünü ekşitiyorsun ya, hadi oradan şeklinde de bir bakış..! Sonra yine diyorlar "Zaman her şeyin ilacı" ona da aynı şekilde tepki, tabi başına gelenin verdiği ilk sancı üzüntü ya da ne bileyim neyse adı...
          Sonra birer birer denilenin doğru, diyenlerin de ne kadar haklı olduklarını idrak ediyorsun, varmış diyenin bir bildiği esasen tecrübe de bu değil mi? Yaşa, hazmet sonra tavsiye et ya da kendine sakla :)
Velhasıl yaşadığım, ilk etapta sıkıntılı diye nitelendirdiğim durum(ların) sonrasında sınav tabirinin daha doğru olduğunu bellediğim mevzu(lar) için şimdi "İYİ Kİ" diyebiliyor isem hafif kibir kıpırtısıyla ki korkarım üzerimde kalmasın aferin bana ve bana bu duyguyu yaşatan Allah' a...
          Hepimizin acıyla sınandığımız andaki tepkilerimiz ve sonrasındaki yol yürümelerimiz apayrı, öyle de olacak elbet, mühimi birbirimizin durumlarına saygı duymak değil mi? 
          Ayıplamadan, tenkit etmeden, tü kaka vay vay vay lan yanlış yapıyor göz göre göre demeden... 
         Düşünüyorumda şöyle eskilerde, nasıl da atıp tutardık, aman da ben olsam öyle yapmazdımlar, nasıl bu şekil yapıyorlarkiler, kınamalar, bir üst perdeden çene yukarıda bakışlar, (sen nesin ki patates!!) salaklığın daniskası değil de ne Allah aşkına? Sonra adama bir güzel yedirirler o millete saydırdıklarını, hani şimdilerde pür moda artık, neyle gazlanacağımızı şaşırdık ya mecburen de diyoruz , çünkü ayakta kalmanın, ,tutunmanın, morali aklı düzgün tutmanın seksen bin çeşit yolunu bulmak uğruna  hangi yönteme başvuracağımızı şaşırmış vaziyetteyiz... Yaşam koçundan tutun da, tumturaklı laflar edenlerin peşlerinden savrulmalar daha neler neler...  Einstein  insanlar ağızlarından çıkacak sözlerin evrende dönüp dolaşıp kendilerini bulacaklarını bilselerdi ağızlarını açmazlardı minvalinde bir şey  demiş -ki bizim büyüklerin "Evladım hayır düşün hayır göresin şer düşünme" şeklindeki sözüne karşılık gelirken bizimkilerin söylemi pek itibar görmese de elin Einstein i söyleyince daha kabul görüyor, olsun görsün de amacına ulaşsın da kimden duyduğumuzun çok önemi yok... 
          Üzerimizde yanımızda yöremizde sıkıntı her daim mevcut malumunuz... 
          Bu durum(lar)la karşılaşan şahsım ne yaptı gitti Allahına daha çok sarıldı, ilaçlara da başvurabilirdim bu da mümkün -ki babamı kaybettiğimde  ilaç aldım evet fakat sonrasında nereye kadardı ki bu böyle devam edemezdi, hep öyle mi gidecekti? Çok şükür ki genlerde maneviyat güçlüymüş ki sıkıntı anında daha da coştu...
          Çeşit çeşidiz, kimi hacıya hocaya sarıyor, kim
 astrolojiye sardırıyor, kimi depresyondan çıkamıyor, kimi ilaçlara ilaç katıyor...
          Bu benimki ahkam kesmek değil elbet, girmedik mi depresyona evellallah yaşadım bitti geçti, iyi de oldu üzüntüyü de doya doya yaşamak lazım ki kapıyı kapat oldu da bitti olsun...
          Sonra evet altı üstünden daha iyiymiş, daha huzurluymuş mutluymuş deme sonucuna ulaştırdı.
          Şimdi bakıyorum ki bu aklımla, dünya hayatı bir oyun yeriymiş, aslında çok da üzerine düşülesi bir şey değilmiş. Bu dönemde asıl şifayı tasavvufta buldum;
 YAPANIN DA YAPTIRANIN DA ALLAH OLDUĞUNU
 ezber ettim, aklımın erdiğince derdime derman aradım. Her şeye şükrettim, hayra da şerre de, şükretmemin bile Allah' ın müsadesiyle olduğunu idrak etmeye çalıştım, sıkıntılarda sebebe takılmamam gerektiğini bunun bir imtihan olduğunu, derdi veren Allah ın dermanını da vereceğini düşünerek sabır ve şükür kısmıyla meşgul olmaya çalıştım...
Şikayetin/isyanın Allah a şikayet ve isyandan başka bir şey olmadığını öğrenip kime neyi şikayet/isyan ediyorsun teslimsin bitti demeye çalışmaya çalıştım hep...
        Teslim olunduğunda her durum için, her türlü ilişki için, faydadan başka bir şey getiriyor mu hayatımıza mis... Fevri davranmak, abartılı tepkiler vermek,etrafla-deriyle dövüşmek beyhude çırpınışlar çoğu kez...
          Misal yüzme bilmiyorsun sudasın, debelenirsen üstüne çıkacağım, hay dur boğulmayayım paniğine kapılırsan daha çok batmaz mısın? Devamında yorulursun mücadelenden, kendini bırakırsın öylece, bakarsın ki su seni kaldırmış, duruyorsun işte... Bunu başarabilene eyvallah, çözdü olayı gitti...
           Öğrencelik bu hayatta hep yenilerini tecrübe ederek, hasbel kader bir şey görüyor öğreniyoruz... 
          Fakat yüzbin milyon şükür ki, bizim şer bilip dövündüklerimiz hep bir gün "İyi ki" ye dönüyor ya  en büyük kazanç da beni sıkıntıyla kendine yaklaştıran Allah a en büyük teşekkür tabi ki...!!!!

22 Haziran 2017 Perşembe

Netce İtibariyle...

Parmaklarım dolanıyor klavyenin üzerinden de hangi tuşa bassam nasıl başlasam bilmeden kulaklıktan gelen müzik gaz olsun da özlediğim meydan-ı muhabbete dalayım.
Blogda kendi tanıtım kelamımda da yazdığı gibi işte hayat hızlıca aktı sonra bir kuruma girildi çıkıldı baba gitti dağ gitti taş gitti üst üste geldi gitti düştük kalktık derken sığındık sığınıldık...
Kanın deli aktığı -bende hiç durulmadı ya- dönemlerin ekilenlerin biçildiği tekamülden tekamüle dalındığı çıkılamadığı imtihanların yoğunlaştığı onlara hamd edilip daha zorunun olmadığına şükredildiği günlerin suyun hızını katlayıp aktığı derken derken öğrenilen ders alınan hadiselerin varlığına bile şükredilmesi elimdeki kalbimdeki en büyük kazancım.
Darmadağın olduğunu sandığın ama altının üstünden daha iyi olduğunu tecrübe ettiğim kapanan kapıların iyi ki kapanmış şükür ki dendiği en güzel en aklı başında akıllı zamana hayata...
Ez cümle iyi ki ler ne kadar çoğaldıysa artık :))







26 Ocak 2017 Perşembe

Tahlili yapılamayacak ağırlıkta 2016 ve hatta 2010 sonrası...
Elden bir şey gelmeyince hayırlısı buymuşun arkasına sığınıp teselli bulmak sağlığımız yerinde çok şüküre bağlanan...
Henüz renk siyahtan dönmedi beyaza, griye bile...
Rengin açılacağına inanç tam... 
Arada gelen hadiselerle mutlu umudu yitirmeden şükrü ağızdan bırakmadan sıkıntılara gönderenin hatrına eyvallah diye diye...

24 Ekim 2016 Pazartesi

Kaderden kaçamıyoruz nereye ayrıca
Başa geleni nasıl karşıladığımız mühim asıl
Dünya hayatında rahat yok hep bir imtihan hep sıkıntı
Sıkıntıya hep hamd gönderenin hatrına
Acizliği kabul edip en güzeli
"Rabbim iyisini bilir" deyip işi Allah' a havale etmek
Hem yormuyor hem adalet daha hızlı tecelli ediyor
Kalplerden geçeni bilen O...
O halde en iyisini en hayırlısını verecek de O...
Dilin söylediğini kalp de destekledi mi?
Yine yine yine
Rabbim iyisini bilir...
Sonrası sabır :)

13 Eylül 2016 Salı

Gidenin oldu mu
Evvela somutuna üzülürsün bütününe gidişine odaklanırsın...
Sonra o somut soyutlaşır gözünde özünde
Hatırlarsın ne var ne yok, geçmişi dökersin, eski fotoğralar gibi geçer gözünün önünden karelerle
O kareleri yaşatmaya çabalarsın zihninde
Zamanla o kareler de siliniverir kendiliğinden
Tutmaya çalışırsın elinde, somutu da gidince ne kalacak elimde diye
Soyutu da silinmeye başlar
Geçmişle ne kadar yaşadığınla ilintilidir hayata bakışın
Tutulur kalırsan kopman da zor olur
Zorlarsın hatta elimde kalan bir bu ne güzeldi diye
Hatırasına sarılayım diye
Sarıldığın da flulaştığında bir müddet sonra
Kalakalırsın
Sanırsın tutunacak bir bu kalmıştı bu da elimden gitmesin diye
Fakat o kadar debisi yüksektir ki hayatının hızı, elinde olmasa bile
Kontrol etmeye çalışsan da yetişemezsin
Zihin ne kadar yavaş aksın istesen de
Akmaz, elinden o somut kaydıktan sonra soyutuna da sahip olamazsın
Bir bakmışsın ki sonra hayalindeki kareler de akmış gitmiş
Ne kadar tutmaya çabalasan da ne çare...
Giden de gittiğiyle aldığı götürdüğüyle
Kalan da ardından hatırlamaya çabaladığıyla...
Kalan ne varsa artık bir zerre-i miskal
Ona sarılır kalıverirsin...
İstesen de istemesen de...

20 Ağustos 2016 Cumartesi



Bir savurgan oldun be hayat bu aralar...
Son zamanlarda bir sağdan bir soldan...
Tamam diyorum demesen ne olacak haşa kime isyan...
İmtihan diyorum en çalışmadığım yerlerden...
Yine de halden memnuniyet çıkarmalı mı...
Tabi ki evet, şer de hayır aranmalı mı...
Tabi ki evet...
O halde her daim şükür, her daim başa gelen istenmediğe sabır...
Zaten şöyle bir düşününce değişiklik iyidir...
Bakmak istemediğim yönden bakılınca gıpta edilen de bir durum da şimdi...
Şımarıklık yapmayayım hadi ben de...



9 Nisan 2016 Cumartesi

Ergen ya da doğuştan ergenmiş de yeni haberi olan ben için hayat ne kadar renkli olabilirdi ki daha fazla...
Artık geç yaş anne babalarız ya genele bakarsak hep diyordum ki benim menapozum kızın ergenliğine denk geldi mi değmeyin keyfe iki deli değnekleri saklarız söylemlerimi sessizce sineye çektim evin hakimiyetini verdim kıza elinde oyuncak nereye fırlatırsa oraya gidiyor muyum?
Olanda hayır vardırdan çıkıp yola bu işin hayrını da menapoza girmeden şahane bir ergenle adı gibi rengarenk bir renk döngüsü benimki...
Şikayet mi haşa ne ederim ne edeni severim benimki hal-i takdim....