16 Ağustos 2009 Pazar

Kabuğum... (Öykü Atölyesi)


Sığındığım giysim bu, iki kat hem de ta derinlere daldığımda, herşeyden el etek çektiğimde...

Katı ne kadar fazla olursa o kadar iyi iki kat üç kat...

Duruma göre, ruha göre, aldığı yarasına göre...

Kabuğum bu, açmaya gelmeyen, kenarından tırtıklayıp kanatmaya gelmeyen...

Bu kez evet dediğimde, katları açtığımda, bakınca herşey aynı görüntüler değişmiş, aynı yere koşa koşa döndüğüm...

10 yorum:

herşeyden azıcık dedi ki...

Bizi o kabuğa geri dönmeye zorlayanlar utansın hatta Allah onları bildiği gibi yapsın:(((

öykününannesi dedi ki...

böhüüünk :( zaten duygusal günümdeyim...

Dolunay dedi ki...

katılıyorum ılk yoruma.yorma yuregını fundacım.öpuyorum.

öykü dedi ki...

Üzüntülüsün :(

Tabiat Ana dedi ki...

fundacığım biliyormusun bu resmi ilk gördüğümde aklıma gelen buna benzer bir şey olmuştu.İş yerim giriş kata ve henüz geçen hafta çıkarttıkları buna benzer teller vardı camlarında ilk başladığımda buraya yalnızken hep sanki bende buna benzer hisler uyandırırdı bu teller.
Çok beğendim yazdıklarını hemde çok ellerine sağlık...
sevgiler

kamil dedi ki...

çok doğru, herkesin bir kabuğu vardır kendine zırh oluşturan ve kendini korumasını sağlayan ya da öyle sanılan.....

objektifim dedi ki...

kabuklar herzaman işe yaramıyor bence bu hayatta
ne bileyim
bazen insanın kendini gizlemesi yerine, kendini daha da açması, ortaya koyması gerektiğine inanıyorum

sardunya dedi ki...

gelen ve de giden diyeyim sen anla:)

svl dedi ki...

Hepimizin var kabukları olsun varsın arada girelim içine yaaa...

leydielif dedi ki...

ben hala içindeyim hiç çıkamadım sanırım ömrümün sonuna kadarda öyle kalacağım...