Cümle başa gelen, şahit olunan her nevi mevzuyu sorgulamadan, hep aynı şeyler de beni bulurlar neler neler...
Sen ben o neysek ki hiç kimseyiz şükür, yaptığın yapacağın tek nokta farketmek...
En tatlısı ferk edişlerin hepsi çok tatlı da ... Aslında ne istersek olmuş ( ya la diyesim geldi Ankaralı ağzımla)
Seyrine daldığımız bu hayatta diyeyim zaman mevhumu olmadığından, mevzular An da işlendiğinden, ne istersek olmuş cidden bak. Şöyle bir düşünün iyi kötü -ki onlar da o şekil değil aslı, olması gereken oluyor zaten- olması tüm bunların neden sonuç ilişkisine baktığında tüm fütursuzca ağızdan dökülen "nasıl" içeren -ki çoğunlukla olumsuz durumlar için- yorumlarınıza bakın o "nasıl" içeren cümle mutlak size yaşatılan duruma dönüyor...
Çok içten istenen şeyler ya da nasıl ....? denilen cümleler her şeyler tatbike muhtaç...
O sebep uyandıkça, fark ettikçe büyüklerin kurdukları o veciz anlatımlar nasıl da yerine oturuyor...
Her istenilenin verildiği var olduğumuz sistemde, tam da büyüklerin dediği gibi "ağzından çıkana dikkat et zaptedemiyorsan da sus" yoksa ne çıkarsa dilden gerçekleşmeye mahkum...
Hoş o ağzından çıkaracağını da sen dediğin söylemiyor da o da sır olsun sonra onu da zamanı gelince sırrından çözelim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder